AK Partililer Babacan´dan Bu İddiaya Yanıt Bekliyor
Perinçek: Ali Babacan Davos´ta "Bize Eylül´e kadar müsaade edin, Erdoğan´ı etkisiz hale getireceğiz" dedi!
Tarih: 24.2.2016 07:35:50/ 12278okunma / 0yorum

Perinçek: Ali Babacan Davos´ta "Bize Eylül´e kadar müsaade edin, Erdoğan´ı etkisiz hale getireceğiz" dedi!

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, AKP´de eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik´in eleştirileri ile başlayan krize ilişkin olarak, "Şu anda ABD, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Kemal KılıçdaroğluSelahattin Demirtaş veFethullah Gülen´i birleştiriyor. CHP, Fethullah, AKP´nin Abdullah Gül kanadı ve PKK bir cephe oluşturdu" iddiasında bulundu.Perincek, 19-20 Ocak´ta İsviçre´de düzenlenen Davos zirvesinde,Ali Babacan´ın dünyanın büyük finans kuruluşlarına "Bize Eylül´e kadar müsaade edin. Tayyip Erdoğan´ı o zamana kadar etkisiz hale getireceğiz. Onu Saray´a hapsedeceğiz” dediğini iddia etti.

"Cemaatlerin kökü kazınıyor" diyen Perinçek, "Yargıdan, polisten, cemaatin adamlarının temizlendiği yerlere Cumhuriyet hakimleri, polisleri geliyor. Bunlar bizim adamlarımız değil ama Cumhuriyetin adamları" ifadesini kullandı.

Perinçek, "Hitler dört tane arka arkaya seçim yaptı 1933-34 yıllarından itibaren. En son yüzde 50´nin üzerine kadar çıktı. Ama ne oldu? Hitler´in şimdi tozu var mı? Bana bir tozunu gösterebiliyor musun? Mezarı bile yok. Tayyip Erdoğan´lar bu sürecin altında kalmaya mahkûm" görüşünü savundu.

Nokta dergisinden Armağan Çağlayan´ın sorularını yanıtlayan (22 Şubat 2016) Doğu Perinçek´in açıklamaları şöyle:

Niye sizin için hep MİT ajanı diyorlar?

Bu soruları bana hep CIA ve MİT sorduruyor.

Valla benim onlarla hiç ilgim yok.

Çünkü ben Türkiye´de CIA ve MİT´in bir numaralı hedefiyim başından beri. Bu çok yersiz ve anlamsız soru onu söyleyeyim. Doğrudan hep onlar tarafından sordurulmuştur. Size bir ithamda bulunmuyorum ama ben Türkiye´de beş kuşakla CIA´nın MİT´in hapishanelerinde yatmış tek adamım. İkinci bir adam yok.

Beş kuşak derken?

70 kuşağı, 80 kuşağı, 90 kuşağı, 2000 kuşağı ve 2008 kuşağı. Bu beş kuşakta hapis yatan tek adamım. Onun için Türkiye´de bu sorunun sorulmaması gereken tek adam benim. Ve MİT´in bütün yöneticileri, niçin Doğu Perinçek´i hedef alıyorlar, ve ‘MİT´i üç defa paralize etti´ diyorlar? Hiram Abbas, Mehmet Eymür ne diyorlar: "Bu adam üç kere bizi etkisiz hale getirdi, paralize etti." Var mı Türkiye tarihinde MİT´i paralize eden başka bir adam?

Kaç yıldır siyaset yapıyorsunuz?

Devrimciyim, 50 yıl.

Şu an ulusalcı bir çizgiye mi kaydınız, biz mi öyle algılıyoruz?

Çizgiye kayılmaz, toplumların önündeki sorunlar neyse siz ona göre mevzilenmek zorundasınız. Türkiye´nin önünde bir ulusal mesele, bir bağımsızlık meselesi, bir vatan meselesi varsa devrimci burada mevzilenmek zorunda.

Yani mesela Türkiye İstiklal Savaşı yaparken siz gidip de bir toprak meselesinde mevzilenemezsiniz. Bugün Türkiye´nin önünde ne var? Vatan meselesi var. Türkiye bölünmek isteniyor Amerika ve İsrail tarafından. O zaman siz nerede olacaksınız? Başka olabileceğiniz bir yer yok. Biz nerede olacağımızı belirlemeyiz. Nesnel süreç, hayat, bizim nerede olacağımızı belirler, biz de orada oluruz.

Hükümetin İsrail´le giderek sıcaklaşan ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Biz Türkiye´de İsrail ve Amerika´ya karşı mücadele eden tek partiyiz. Bu Hükümet, İsrail´le ilişki kurduğu zaman, ilişki demeyelim de yakınlaştığı zaman karşısında kim var, Vatan Partisi var. Başka kimse yok.

"Cemaatin adamlarının temizlendiği yerlere Cumhuriyet hâkimleri, polisleri geliyor"

Siz hapishaneden çıkarken, ‘bundan sonra cemaatlerin kökünü kazıyacağım´ dediniz?

(Gülüyor) Benzer bir şey söyledim evet. Kazıyacağım değil, ben birinci tekil şahıs konuşmuyorum ´kazıyacağız´ dedim.

Sonra gerçekten de cemaatin kökü kazındı mı?

Kazınıyor, evet.

Cemaatin kökü kazınırken, çok kritik ve önemli noktalara sizin adam yerleştirdiğiniz söyleniyor?

Biz adam yerleştirmiyoruz. Cumhuriyet güçleri o yerlere giriyor. Biz yerleştirmiyoruz ama Türkiye´nin bir birikimi var diyelim yargıdan, polisten, cemaatin adamlarının temizlendiği yerlere Cumhuriyet hakimleri, polisleri geliyor. Bunlar bizim adamlarımız değil ama Cumhuriyetin adamları.

Geçenlerde bir yazı okudum, “Şu an Türkiye´de Davutoğlu´ndan daha güçlü olan Doğu Perinçek´tir” diye..

Davutoğlu üç günlük. Biz Türkiye´nin elli yılında varız. Davutoğlu daha yeni. Biz nesnel, Türkiye´nin ihtiyaçlarına cevap veren bir mücadele yürütüyoruz, gücümüzü de oradan alıyoruz. Türkiye´nin ihtiyaçlarından, mecburiyetlerinden kuvvet alıyoruz. Davutoğlu´nun öyle bir konumu yok.

Ama Başbakan?

Türkiye´de ne başbakanlar görüldü. Damat Ferit Paşa da Başbakandı. Damat Ferit güçlü bir adam mıydı? Başbakan´dı yani Vezir-i Azam´dı. Başbakan olmak güçlü olmak anlamına gelmiyor.

Geçen beyanat verdiniz ‘hayatımın en mutlu dönemini yaşıyorum´ diye.

Evet doğru. PKK temizlendiği için mutluyum. PKK temizleniyor, Türkiye feraha doğru gidiyor. PKK temizlendiği için insanlar ölmeyecek.

Sizce güvenlikçi politika ile PKK sorununu aşmak mümkün mü?

Tabi. O birinci unsur. Güvenlikçi demeyeyim de devletin yaptırım gücünü, devletin zor gücünü kullanmadan PKK bitirilemez. Çünkü ‘ben silah bırakmayacağım´ diyor. Bunu diyeni nasıl temizleyeceksiniz. Ricayla, oturarak, müzakereyle, konuşarak, anlaşarak bu mümkün değil. Arkasında Amerika var. PKK silah bırakmak istese Amerika ‘bırakmayacaksın´ diyor. Nasıl halledeceksiniz bu işi? Mesela Atatürk, Yunanlılar işgal etmiş, İzmir´e gelmiş, İstanbul´u almış, İtalyanlar Antalya´ya çıkmış, Ermeniler, Ruslar İngilizlerle işbirliği halinde Güneydoğu bölgesinde devletçik kurmuş, o koşullarda siz silaha sarılmadan nasıl Türkiye´yi kurtaracaksınız?

Gerçekten hayatınızın en mutlu dönemini mi yaşıyorsunuz?

Şöyle, ayağımızın dibine bakarsak mutsuz olabiliriz ama biraz öne bakarsak. Türkiye büyük bir çözüme gidiyor, onu görüyorum. Onun için mutluyum.

Bir; vatan bütünlüğü sağlanacak. PKK eziliyor ve vatan bütünlüğü sağlanıyor. Amerika ağır darbe yiyor. Bu bize mutluluk ve umut veriyor.

İki; aynı zamanda Türkiye üretim ekonomisine yeniden geçmenin sancılarını yaşamaya başladı. Bu borçlanma ekonomisi bitti. Turgut Özal´la başlayan borçlanma ekonomisi çıkmaza girdi, iflas etti. Üretim ekonomisi kurulacak, bu da bana mutluluk veriyor.

Üç; Türkiye´de 1945´lerden bu yana tarikatlar, cemaatler geliştirildi emperyalist merkezler tarafından. Şimdi düşünün, AKP iktidarı döneminde cemaatlere karşı Türkiye tarihinin görmediği operasyonlar yapılıyor. Bu ne? Türkiye´nin dinamikleri var. Dipten gelen dalgaları var. Onlar bize umut veriyor, mutluluk veriyor.

"Başkanlık sıfır ihtimal"

Ne olacak Doğu bey? Başkanlık sistemine mi geçilecek?

Yok, sıfır ihtimal. Türkiye´nin birikimlerine bakıyorum ben. Parlamento´daki parmakları saymıyorum. Türkiye´nin birikimleri, gelenekleri, bunlara baktığım zaman Başkanlık sistemi olmaz, tutmaz.

Atatürk de zamanında ´Başkan´dı.

Cumhurbaşkanıydı. Hiçbir zaman Başkanlık sistemini benimsemedi. İlk önce Meclis hükümeti sistemiydi. Kuvvetli Meclis, kuvvetli başkan değil. 1924 anayasasıyla biraz yürütmenin durumu güçlendirildi. Sebebi de devrim yapıyorsunuz, merkezden çevreye olacak. Devrim sırasında biraz güçlendirdiler yürütmeyi ama buna rağmen Başkanlık sistemi değil. Yine kuvvetler ayrılığının olduğu sistem. Ama Atatürk´ün kişiliğinden gelen kuvvetli bir lider var o ayrı mesele.

"Tayyip Erdoğan´lar bu sürecin
altında kalmaya mahkûm"

Tayyip Erdoğan da çok kuvvetli bir lider.

BOP eşbaşkanı. BOP eşbaşkanı nasıl kuvvetli olacak? Başkasının sopasıyla kuvvetli olamazsınız. 34 yerde "BOP eşbaşkanıyım" dedi. Hepsini saptadık. Gizli saklı değil, kamuoyu önünde, kongrelerde, basın önünde vs. 34 yerde “Ben Büyük Ortadoğu Projesi´nin Eşbaşkanı´yım” diyor.

2004 yılı 14-15 şubat gecesi Kanal D ekranından Teke Tek Programı´nda “Hani var ya Amerika´nın Büyük Ortadoğu Projesi, biz o proje kapsamında Diyarbakır´ı merkez yapacağız” diyor. Bunu kamuoyu önünde söylüyor. Şimdi bu nasıl kuvvetli adam. Başka bir projenin görevlisi.

Başka bir devletin görevlisi. Kuvvetli adam başka bir devletin görevlisi olur mu?  ‘Amerika´nın Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanıyım´ dediğiniz anda sizin kuvvetinizde söz edilebilir mi? O ne demek? Amerikan devletinin sıra düzeni içinde bir yerde duruyor. Bu Pentegon mudur, Dışişleri Bakanlığı mıdır, başka kuruluşlar mıdır, bu BOP Eşbaşkanlığı Amerika´da nereye bağlıysa orada görevli. Nasıl kuvvetli?

Hangi seçime girse kazanıyor. Son tahlilde halkın gözünde büyük lider?

Kazanıyor değil, kazandırılıyor. Sistem şu an Türkiye´ye hakim ve onun arkasındaydı, kazandırdı. Ama yarın ne olacağı konusunda buradan bir sonuç çıkartamayız. Padişah da 1922 yılının 30 Kasım´ına kadar padişahtı. Saltanat kaldırıldı ve yıkıldı. Hitler dört tane arka arkaya seçim yaptı 1933-34 yıllarından itibaren. En son yüzde 50´nin üzerine kadar çıktı. Ama ne oldu? Hitler´in şimdi tozu var mı? Bana bir tozunu gösterebiliyor musun? Mezarı bile yok. Tayyip Erdoğan´lar bu sürecin altında kalmaya mahkum.

Dışarıdan baktığımızda sizi neredeyse AKP´ye yakın bir çizgide görüyoruz. Ama şimdi bayağı bir muhalefet gibi konuşuyorsunuz.

Vatan mücadelesinde biz varız. Onlar yeni geldiler. İki noktada, bir; onlar PKK´ya karşı mücadelede açılım yaptı. Biz dedik ki “Böyle olmaz. PKK´ya karşı devletin gücünü kullanmak lazım.” Onlar bizim dediğimiz yere 24 Temmuz 2015´te geldi.

Biz onların yanına gitmedik ki! Cezaevinden çıkarken ne dedik? “Kınından çıkmış kılıç gibiyiz. Cemaatleri Türkiye´den temizleyeceğiz” dedik.

Onlar oraya geldi, biz gitmedik ki. Kim güçlü burada? Vatan Partisi´nin programına ve önümüze koyduğu görevlere Tayyip Erdoğan´lar geldi, biz onlara gitmedik. Biz de bundan son derece memnunuz.

Gücümüzü görüyoruz, etkimizi görüyoruz. Demek ki biz Türkiye´de hükümetleri hatta en ters hükümetleri bile etkileyecek Türkiye´nin önüne önemli çözümler koyuyoruz.

İktidara gelseniz, Cumhurbaşkanlığı Sarayı öyle kalır mı?

Orayı Türkiye Bilim Araştırma Merkezi yapacağız. Orayı Türkiye´nin bilim akademisi yapacağız onu kararlaştırdık. Tekrar Atatürk´ün Çankaya´sına taşıyacağız. Çankaya çok tarihi sembolik bir şey. Onlara dokunmamak lazım. Onlar gelenek yaratan, kurumlaşmış olan yerler. Onlar (AKP) Çankaya ile savaştıkları için Kemalist devrimle savaştıkları için  Çankaya´nın karşısına Beştepe diye bir şey çıkartmaya çalıştılar. Ama Çankaya´nın arkasında bir İstiklal Savaşı var. Beştepe´nin arkasında ne var?

Bir mücadele var ama!

Ne için? Türkiye´nin kaynaklarını paylaşma mücadelesi. Türkiye´nin kaynaklarına el koyma mücadelesi. Sıcak para komisyonculuğu. Yani kıyaslanabilir mi? Birisi yoktan bir cumhuriyet var ediyor, vatanı bütünleştiriyor, tüm dünyayı etkiliyor. Diğeri ise o cumhuriyetin yarattığı değerleri yabancılarla paylaşıyor.

Niye hep TSK´dan emekli generaller, yüksek yargıçlar, HSYK´dan emekli olan isimler Vatan Partisi´ne geliyor. Nedir bunun sırrı?

Sırrı; Vatan Partisi vatan, cumhuriyet, bağımsızlık mevzisinde çok kararlı olduğu için o öncüleri toparlıyor. Vatan Partisi´nin programı ama en önemlisi de pratiği, mücadelesi. Ergenekon-Balyoz sürecinde Silivri´de yürüttüğü mücadele de onları çok etkiliyor.

AKP´nin içinde “keşke bizim partide olsa” dediğiniz isim var mı?

Olacaklar. Her yerde AKP´den bize katılmalar başladı. AKP, CHP ve MHP… Üçünden hatta HDP´den de bize katılmalar başladı.

HDP´den de?

Tabi göreceksiniz çok olacak, HDP´den çok olacak.

"Fethullah, AKP´nin Abdullah Gül kanadı
ve PKK bir cephe oluşturdu"

AKP´nin içinde Bülent Arınç´la başlayan bir dalgalanma var. Baykal konuştu, CHP´nin içi karıştı. Nedir bu partilerin huzursuzluğu?

Şu anda ABD, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Kemal Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş ve Fethullah Gülen´i birleştiriyor. CHP, Fethullah, AKP´nin Abdullah Gül kanadı ve PKK bir cephe oluşturdu. Bunlar en son 19-20 Ocak´ta Davos´ta, Babacan dünyanın büyük finans kuruluşlarıyla konuşuyor ve onlara “Bize Eylül´e kadar müsaade edin. Tayyip Erdoğan´ı o zamana kadar etkisiz hale getireceğiz. Onu Saray´a hapsedeceğiz” diyor. Ve Aynı anda Demirtaş, Davutoğlu´na “Sen niye Doğu Perinçek´ten etkileniyorsun. Bizim yanımıza gel” diyor. Davutoğlu´na kadar uzanan bir cephe oluşturuluyor. Bu da tabiî ki her partiyi bölüyor. AKP bölünüyor, CHP bölünüyor, MHP bölünüyor, PKK ile HDP bölünüyor. Bölünmeyen bir tek parti var o da Vatan Partisi.

Vatan Partisi bu kadar doğru şeyler söylüyorsa niye çok az oy alıyor?

Yüzde 10 baraj koyarsanız o zaman bütün vatandaş yüzde 10 barajını geçer mi geçmez mi diye bakıyor. Seçime katılma yüzde 10 barajının üzerinde